Komik Sözler - Hangi baharat, ot ya da kök cinsel performansı nasıl etkiliyor?
Hangi baharat, ot ya da kök cinsel performansı nasıl etkiliyor?
Hangi baharat, ot ya da kök cinsel performansı nasıl etkiliyor?
Hangi baharat, ot ya da kök cinsel performansı nasıl etkiliyor, nasıl hazırlanır, nasıl kullanılır?
Aşk bitkileri
Uzmanların verdiği bilgiye göre, dünyada yaklaşık 152 milyon erkek, tekrarlayan cinsel fonksiyon sorunları yaşıyor. Bu rakamın 2025'te 222 milyonu bulması bekleniyor. Bu nedenle insanlar, medikal tedavinin yanı sıra bitki ve bitkisel karışımlardan da medet umuyor. Hangi bitkinin neye iyi geldiğini araştırıp uzmanlarına sorduk:
Safran, çörekotu, kebabiye, ravent, kakule, tarçın, karanfil, kekik... Bunlar ‘padişah macununun’ içinde olmazsa olmazlar arasında yer alan 41 çeşit bitkiden sadece birkaçı. Pek çok bitkinin afrodizyak etkisi henüz bilimsel olarak kanıtlanmadı, ancak kanıtlanmış olanların sayısı hiç de az değil...
Bir zamanlar sözünün bile edilmesi ayıp olan ‘cinsellik’ artık dünyada olduğu gibi Türkiye’de de daha fazla konuşuluyor, insanlar cinsel sorunlarına çare arıyor, tedavi merkezlerine başvuruyor, uzmanların önerilerini dikkate alıyor. ‘Canavar’ gibi olmak için medikal tedavinin yanında bazı bitkisel karışımlardan da medet uman yüzlerce insan var. Birtakım bitkisel karışımların cinsel sıkıntılarda olumlu etki ettiğini söyleyen bilim adamları, ancak ciddi cinsel fonksiyon bozukluklarında mutlaka iyi bir tedavi merkezine başvurulması gerektiğini söylüyorlar. Peki bu bitkiler ne işe yarıyor? Bitkisel karışımlar ne zaman kullanılabilir?
Yıllardır Mısır Çarşısı’nda ‘şifa dağıtan’ Ucuzcular Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Eczacı Dilaver Kadıoğlu, “Bitkisel karışımlar, strese ya da yorgunluğa bağlı cinsel performans düşüklüğünde kullanılabilir. Ancak ciddi bir performans sorunu varsa, mutlaka bir hekime başvurulmalı” diyor.
İlişkiden 4 saat önce tüketin
Yaklaşık 170 yıllık bir geçmişi olan ‘Ucuzcular Baharat’ta yaklaşık 6000 çeşit baharat, ot ve kök bulabilmek mümkün. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Eczacı Dilaver Kadıoğlu ile ‘bitkilerin gücünü’ konuşuyoruz. Cinsel performansı artırabilen birtakım bitkisel karışımlardan söz eden Kadıoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Örneğin 41 çeşit baharat ve bitkiden oluşan bir karışım var. Bu karışım iyi bir çiçek balıyla karıştırılıp yenirse cinsel güç olumlu etkilenebiliyor. ‘Padişah macunu’ olarak bilinen bu karışımın içindeki en önemli bitkiler ise çörekotu, kebabiye ve ravent. Ancak bu bitkisel karışımlara arı sütünü de eklemek şart. Bir başka karışımın içinde ise safran, kakule ve arısütü var. Özellikle safran uyarıcı bir bitkidir. Bu karışım da çiçek balıyla karıştırılıp tüketilmeli. Bu bitkilerin bazıları acıdır. Bu nedenle bal, bitkilere tat verir. Ayrıca balla karıştırıldığında çok fazla konsantre de olmaz. Arı sütünün ise her karışımda olması şart. Bir de taze soğan önemli. Taze soğan ayrıca sperm sayısını da artırıyor.”
Her şeyin sahtesi olduğu gibi, padişah macunlarının da sahteleri var, hatta Mısır Çarşısı’nda sahte Padişah Macunu satan dükkanların sayısı hiç de az değil. Peki dolandırılmamak için ne yapmak lâzım? Ecz. Dilaver Kadıoğlu, öncelikle güvenilir bir yerden alışveriş edilmesi gerektiğini vurguluyor:
“Padişah macununun içinde mutlaka arı sütü olmalı. Arı sütü enerji verir, insanı dinç tutar. Doğal bir dopingdir. Bitkisel karışımı satın alırken insanların arı sütünü ayrıca alıp, evde kendilerinin karıştırmaları daha doğru. Çünkü pek çok satıcı ‘içinde arı sütü var’ diyor ama karışımın içinde arı sütü olmuyor. Bilinen ve güvenilir bir yerden satın almak çok önemli.”
Peki cinsel performansı etkileyen bu özel karışımların kullanım şekli nasıl? Kadıoğlu’na göre aslında pek çok şifalı bitkiden oluşan bu özel karışımları sadece cinsel ilişkiden önce değil, sağlık açısından tıpkı vitamin alır gibi düzenli tüketmek daha doğru: “Bu karışımları sağlıklı yaşam açısından elma-armut yer gibi düzenli olarak, örneğin haftada bir kaşık tüketmeli. Sadece cinsel ilişkiden önce değil, bunu düzenli olarak kullananlarda zaten pek çok cinsel sıkıntı görülmüyor.”
Karışımın kullanım şekli ise çok önemli. Kadıoğlu’ndan aldığımız bilgilere göre eğer düzenli olarak değil de, sadece cinsel ilişkiden önce bu karışımı almak istiyorsanız, ilişkiden yaklaşık 4 saat önce karışımınızı hazırlamak için ‘kolları sıvamalısınız’. Karışımın tüketim şekli de çok önemli. Yani bir kaşık ağza atıp, karışımı doğrudan mideye indirmenin kimseye bir faydası yok. Kadıoğlu, “Bir kaşık bitkisel karışım ağza atıldıktan sonra şeker gibi emerek tüketilmeli. Bu şekilde tiroit bezleri harekete geçiyor. Tiroit bezleri vasıtasıyla da bitkilerin etkisi bütün vücuda kanalize oluyor” diyor.
(Cinsel Performansı Olumlu Etkileyen Bitkiler)
Karışım, kan dolaşımını hızlandırıyor
Uzmanların söylediklerine göre bitkisel karışımlar, insanları öncelikle psikolojik açıdan olumlu etkiliyor. Kadıoğlu, “Karışımın içindeki bitkiler damarları genişleterek kan dolaşımının hızlanmasını sağlıyorlar. Bu da cinsel performansı olumlu etkileyen bir şey. Ayrıca bir de sinirler uyarılıyor, tiroit bezleri ve hormonlar da harekete geçiyor” diyor.
‘Doğal Viagra’lara ilginin her geçen gün arttığını söyleyen Kadıoğlu, yine de insanların cinsel sorunlarını paylaşmaktan çekindiklerini dile getiriyor: “Padişah Macunu almak için ayda en az 100 kişi başvuruyor. Bu sayı aslında çok az. Çünkü Türkiye’de cinsel sorun yaşayan yüzlerce insan var. Hatta bazıları bitkilere değil, ciddi bir tedavi merkezine başvurmalı. Ama çoğu utanıyor, çekiniyor.”
Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, ‘bitki’ dendiğinde Türkiye’de olduğu gibi dünyada da ilk akla gelen bilim adamları arasında yer alıyor. Bitkiler üzerinde yaptığı araştırmalarla bugüne kadar uluslar arası çapta pek çok ödüle lâyık görülen Prof. Başer, bu yıl da TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü aldı. Hatta literatürde adını almış iki bitki türü bile var. Bir tanesi ‘Origanum Husnucan-Baserii’ adında bir kekik türü, diğeri ise ‘Aristolochia Baserii’ adlı bir lohusa otu. Anadolu Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitki ve İlaç Araştırma Merkezi (TBAM) kurucusu ve eski müdürü, Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Başer’le ‘afrodizyak bitkiler’ üzerine konuştuk.
Başer, özellikle Hatay’da ve Doğu Anadolu’nun çoğu vilayetlerinde yaygın olarak kullanılan ‘çakşır’ adlı bitkiden söz ediyor: “Çakşır adıyla bilinen otun kökü afrodizyak olarak biliniyor ve yaygın şekilde kullanılıyor. Maydanozgiller familyasına dahil çakşır veren bitki türleri ile ilgili olarak bilimsel araştırmalar yapılıyor. Ayrıca yulaf unu, yulaf ekmeği, yulaf bulamacı ve yulaf ekstresinin erkeklerde ve kadınlarda cinsel gücü ve arzuyu artırdığına dair klinik bulgular mevcuttur. Yaş baklada bulunan levodopa (L-dopa) Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan güçlü bir ilaçtır. Bu maddenin yaşlı erkeklerde cinsel arzuyu artırdığı belirlenmiştir.”
Prof. Başer, Doğu Afrika’da yetişen Corynanthe yohimbe (Yohimbe) ağacının kabuklarından elde edilen yohimbin adlı alkaloitin ise özellikle erkeklerde cinsel arzuyu arttırmasıyla ünlendiğini söylüyor. Ancak uyarmadan da emiyor: “Fazla miktarda alındığında yüksek tansiyon, sıkıntı ve bunaltıya yol açan bu ilacın kullanımı pek çok ülkede yasak. Yohimbin, alkol, antihistaminikler ve sakinleştiricilerle birlikte alındığında ters etkilere yol açar.” Afrodizyak etki eden bitkilerden söz eden Başer, bir de adamotundan bahsediyor. Adamotunun cinsel performansı arttırdığı düşüncesiyle yıllardır tüketildiğini söyleyen Başer, şöyle devam ediyor:
“Adamotu bitkisinin bilinmeyen, esrarlı bir güce sahip olduğu düşünülmüştür. Bitkinin sarımsı renkli meyvelerinin yenmesiyle hem erkek hem de kadının cinsel güce ve verimliliğe sahip olduğuna inanılmıştır. Çoğu kültürlerde meyvenin yenmesi hamile kalmanın bir garantisi olarak görülmüştür. İsrail’de buğday hasadı zamanı olgunlaşan sarımsı erik benzeri meyveler son derece tatlıdır. Belli miktar yendiğinde baş dönmesi yapar, fazlası delirmeye tol açabilir. Döllenmeyi kolaylaştırdığı düşünüldüğünden aşk iksirlerinde uzun süre kullanılmıştır.
Son yıllarda, İsrail’de olgun adamotu meyvelerinden hazırlanan bir içki yeni evli çiftlere pazarlanmaktadır. Adamotu bugün dahi Doğu Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinde aşk tılsımı ve uğur olarak taşınır. Milattan sonra 1. yüzyılda yaşamış olan Pedanius Dioscorides adlı ünlü hekim, yazdığı Materia Medica (Tedavi malzemeleri) isimli eserinde adamotu meyvelerinin şarapta bekletilmesiyle hazırlanan içkinin cinsel gücü arttırdığından bahseder. Kore, Çin, Japonya ve Kuzey Amerika’da yetişen ginseng bitkisi de Doğu Asya’da yüzyıllardır tonik ve uyarıcı olarak kullanılıyor. Ginseng bitkisinin de afrodizyak olduğuna inanılıyor. Kekik, maydanoz, adaçayı, biberiye, kişniş, kediotu ve menekşe de afrodizyak addedilir...”
Uzmanlar, bitkisel karışımların sadece strese ya da yorgunluğa bağlı hafif derecedeki sıkıntılarda işe yaradığını, ciddi bir sıkıntısı olanın ise mutlaka bir hekime başvurması gerektiğini tekrar tekrar vurguluyor. Uzmanların söylediklerine göre cinsel sorunlar ‘beyinde’ başlıyor. Yani insanın kafası rahat olmalı, psikolojik olarak da kendini cinselliğe hazır hissetmeli. Eczacı Dilaver Kadıoğlu, bu konuya son noktayı şöyle koyuyor: “Çiftler birbirlerini uyarmalı. Yanınızda ‘iştahınızı açmayan’ bir partner varsa, bitkilerin de pek bir yararını görmezsiniz.”
----------------------------------------------------------------------------
Halim Hattat - Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Androloji Bilim Dalı Başkanı, Hattat Hastanesi Direktörü
“Cinsel sorunların tedavi şansı yüksek"
# Kadınlarda ve erkeklerde en sık görülen cinsel sorunlar hangileri?
Erkeklerde ‘sertleşme ve boşalma sorunları’ en sık görülen sorunlar. Bunları penis eğriliği ve boyu izlemektedir. Hanımlarda ise ağrılı ilişki-vaginismus ve orgazm problemleri ile ilişkiden korku ve isteksizlik en sık sorulan konular. Araştırmalar, hastaların % 62’sinin cinsel sorunlar nedeniyle özgüveninin kaybolduğunu, % 21'inin de ilişkilerinin bittiğini gösteriyor. Bu yüzden ailelerin cinsel sağlık konusunda bilgilendirilmeleri ve bilinçlendirilmeleri büyük önem taşıyor. Ancak maalesef bu konuda doktora halen ancak 10 hastadan 1’i başvuruyor. Başvuruların da sadece % 2’lik kısmında sorunlar doğru teşhis edilerek tedavi doğru yapılabiliyor. % 98’inde ise maalesef ya doğru teşhis ya da doğru tedavi eksikliği doğuyor.
# Cinsel sorunların başlıca nedenleri ne?
Cinsel fonksiyon problemlerinde nedenlerle birlikte psikolojik nedenler de etkili oluyor. Sertleşme sorunu olan vakaların çoğunluğunun (% 75) psikolojik değil fiziksel kökenli olduğu artık biliniyor. Psikolojik kaynaklı ereksiyon bozukluğu, stres, başarı kaygısı ve iç çatışmaların olumsuz görünümlerine bağlı iken fiziksel nedenler arasında anatomik, sinirsel kaynaklı, endokrinolojik, ilaç bağlantılı ve damar sistemi kaynaklı komplikasyonlar yer alıyor. Sertleşme sorunu, yaşın ilerlemesinin yanı sıra koroner arter hastalığı, yüksek kolesterol düzeyi, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı gibi bir dizi hastalığa bağlı olarak da ortaya çıkıyor. Diyabetin iki türlü etkisi var. Bizim hastalarımızın büyük bölümünü diyabetliler teşkil etmektedir. Hem nörolojik, hem de damarsal sorunlar ortaya çıkabilir. Şeker hastalığı da, kontrolsüz olduğu durumlarda vücuttaki sinir sistemi üzerinde son derece olumsuz etkiler yaratır. Alzheimer, multiple skleroz gibi beyin içinde algılamayı yapacak nöronları etkileyen hastalıklar da bir sebep olabilir. Diğer sağlık sorunları için alınan bazı ilaçlar yan etki olarak sertleşme sorununa neden olabilir. Bunlar yüksek kan basıncı, kalp hastalığı, alerjiler, depresyon, endişe ve ülser gibi hastalıkları tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçları içermektedir. Sertleşme fonksiyonunun azalmasına neden olabilecek ya da sertleşme sorununa katkıda bulunabilecek çok sayıda alışkanlık da vardır. Bunları sigara İçme, aşırı alkol alımı, uyuşturucu ya da doping ilaçları kullanımı olarak özetleyebiliriz. Kadının cinsel aktivitedeki rolü ve kadındaki cinsel işlev bozukluğu, yıllarca erkekteki kadar yoğun biçimde araştırılmamış ve sorunun sadece psikolojik kaynaklı olduğuna inanılmıştır. Fakat son yıllarda yapılan araştırmalar, problemin organik boyutunun da büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Diyabet, kalp hastalığı, hipertansiyon, yüksek kolesterol düzeyleri gibi çeşitli sistemik problemler, damar sertliği gibi damar yapısına ait sorunlar ve sigara alışkanlığı, Nörolojik hastalıklar (Omurilik yaralanmaları, epilepsi , multiple skleroz, Alzheimer ve Parkinson gibi), Histerektomi (rahmin alınması) gibi üreme organlarına ait cerrahi girişimler, hormonal nedenler, bazı ilaçlar ve madde kullanım alışkanlıkları, ileri yaş, menopoz ve psikolojik nedenler kadınlarda cinsel fonksiyon sorunlarının en önemli nedenleridir. Çiftler arasındaki çekiciliğin kaybolması, ilişkinin bozulması, kendine güvensizlik, cinsellikten ve başarısızlıktan korkma, cinsellik hakkında kalıplaşmış yanlış düşünceler, yetersiz ön sevişme ve psikiyatrik rahatsızlıklar sorunun çözülmesini zorlaştırır. Yapılan araştırmalarda kadın cinsel fonksiyon bozukluğunun erkekten çok daha fazla gözüktüğü görülüyor. Örneğin ortalama erkekte cinsel fonksiyon bozukluğu oranı yüzde 31 iken kadında yüzde 43 oranında rastlanıyor.
# Cinsel sorunların çözümleri nedir? Tedavi yöntemleri neler?
Sebebe ve hastanın genel durumuna göre belirlenen ilaç veya vakum gibi cihazlı terapilerden, psikoterapiye kadar uzanan bir tedavi yelpazesi var. Önemli olan sorunun doğru teşhis edilerek, doğru tedavinin bu sebebe göre uygulanmasıdır. Kadın cinselliği, erkek cinselliğiyle kıyaslandığında çok daha kapalı kutu olarak tarif edilen bir mekanizma. Kadının olumsuz cinselliği, bir çok faktöre bağlı problemlerden oluşuyor. Böyle komplike olduğu için jinekologlar, androloglar, psikologlar birlikte ele alıyor kadın cinselliğini. Erkeklerde de yine ağız yoluyla alınan haplar, enjeksiyon tedavisi, vakum cihazları, hormon tedavisi, penil protez ve psikoterapi gibi tedavi çeşitlerinden en uygununa doktor karar vermelidir. Son zamanlarda özellikle gençlerin bir doktora başvurmadan ağızdan alınan tabletleri kullandığı görülüyor. Bu ilaçlardan performans arttırıcı etki bekliyorlar, oysa bu ilaçlar afrodizyak değil. Bu ilacı alıp da performansında hiçbir değişiklik olmayan gençler daha da büyük bunalıma giriyor.
# Cinsel sorun yaşayan çiftlerde bir artış var mı?
Dünya genelinde 152 milyon erkek tekrarlayan cinsel fonksiyon sorunları yaşıyor. Bu rakamın 2025 yılında 222 milyonu bulması bekleniyor. Sebep olarak da beslenme ve yaşam tarzındaki değişikliklerden strese kadar birçok faktörün etkili olduğu düşünülüyor. Özellikle de sigara, alkol, uyuşturucu gibi alışkanlıklar bu sorunları artırıyor. Cinsel sorunlar zamanında hekime başvurulmadığında çözülmesi daha zorlaşan sorunlardır. Bütün normal koşullarında, cinsel istek olduğu halde, en az üç ay içinde 8-10 kez başarısızlık yaşanmışsa hekime gitmek gerekir. Yani hayatının belirli bir döneminde tek bir kez başarısız olan insanın hemen doktora koşması gerekmiyor. Ancak bu durum üç-altı ay devam ederse doktora başvurmalı. Cinsel terapi programı, ortalama 6 - 10 seans sürer. Özellikle cinsel birleşmeyi engelleyen vajinismus, erken boşalma, sertleşme bozukluğu gibi cinsel işlev bozukluklarının iyileştirilmesinde son derece başarılı sonuçlar elde edilmekte. Merkezlere başvuran, cinsel terapi uygulanan ve tedavisini sürdüren kişilerin yüzde 90’ında düzelme sağlanabiliyor.
Zafer Kaplan--İstanbul Eczacılar odası Başkanı
İlaç Satışlarında Patlama Yaşanıyor
"İlaç satışlarında patlama yaşanıyor"
Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de cinsel gücü arttıran ilaçlarda müthiş bir tüketim var. Viagra kullanımı çok genç insanlara kadar düştü. Dolayısıyla bir istismar ve yanlış tüketim de söz konusu. Biz bu ilaçları 55-60 yaşındaki erkeklere, doktor kontrolünde öneriyoruz. İlaçların satışları ise almış başını gidiyor. Türkiye'de Viagra ve iki muadil ilacın toplam yıllık tüketimi yaklaşık 1 milyon 400 bin kutu. Sadece Viagra'nın tüketimi yılda yaklaşık 1 milyon kutu. Bu pazar 65 trilyonluk bir pazar. Sadece Pfizer'in, bir yılda Viagra'dan elde ettiği kazanç yaklaşık 45-50 milyon YTL. Pazarın 10-15 milyon YTL'si muadillere ait. Yeni çıkan Levitra adlı ilacın da yıllık tüketiminin 70-100 bin kutu civarında olacağı tahmin ediliyor. Dünyaya baktığınız zaman, bu tür ilaçların üretilmesi için şirketlerin çok büyük paralar harcadığını görüyoruz. Ancak veremden yılda yaklaşık 4 milyon insan ölmesine rağmen, 20 yıldır vereme karşı spesifik bir ilaç üretilmedi. Maalesef fakir ülkelerin hastalıklarına para harcanmak istenmiyor; ancak cinsel sorunlar, kârlı hastalıklar şirketlerin gözünde. Dolayısıyla zengin ya da tüketici toplumlara yönelik ilaçlar keşfediliyor dünyada.
ALINTIDIR...