Komik Sözler - ÖLÜ DENİZ YAZMALARI HZ.MUHAMMED'İ ÖN GÖRÜYOR MU??
ÖLÜ DENİZ YAZMALARI HZ.MUHAMMED'İ ÖN GÖRÜYOR MU??
ÖLÜ DENİZ YAZMALARI HZ.MUHAMMED'İ ÖN GÖRÜYOR MU??
İki büyük dinin buluşma noktasında gizlenen büyük sır;
1947 yılında birkaç çoban tarafından bulunan yazmaların Hz. İsa´nın doğumunun çok öncesinde yaşamış bir grup yahudi-mistik tarafından yazıldığı tahmin edilmekte. Antik Dinsel Dönemler Tarihi uzmanı Hershel Shanks yazmaların Meryem Ana ile eşi Joseph´in daha İsa´nın doğacağı yer olan Bethleham´a gelmeden 300 yıl evvel yazıldıklarını belirtiyor. (Understanding the Dead Sea Scrolls, Hershel Shanks, sayfa 7-8). Prof. Robert Eisenman ise, yazmaların üzerinde çok uzun zaman çalıştıktan sonra çarpıcı bir açıklama yaptı; "Öncelikle söylemem gerekir ki, bu olay uluslararasıdır." (The Dead Sea Scrolls Uncovered, Eisenman and Michael Wise, sayfa 162).
Referans: Misheal Al-Kadhi´nin çalışmasından...
1986 başında Kudüs´e gelen Robert Eisenman, Sheffield Üniversitesi´nden Teolog Philip Davies görüştükten sonra iddiasını yineledi, iki uzman beraberce pek de doğal olmayan bir açıklama yaptılar; "Sizler yaşadığınız süreç içersinde yazmaları göremeyeceksiniz..." Bu garip cümle arı sokmasına benzer bir etki yarattı ve sonraki beş yıl içinde kitlesel bir efor harcandı. Bu arada Eisenman daha önce yayınlanmamış olan 1.800 yazmanın fotoğrafını yayınladı. Ve sonuçta Eylül 1991´de arşivlerin açılmasından iki ay sonra faksimil kopya kitap halinde satışa çıkarıldı. Tom Harpur önsözde şöyle diyordu; "1986´dan bu yana gerçekleşen en çarpıcı gelişme, bu kitabın en dikkate değer yönüdür. ´Tanrı´nın Oğlu´ deyimi Qumran Yazmaları´nın bir tanesinde yer alır, bu tanım bir kişiselliktir ve hatt İsa´nın dışındadır. Bu tartışmalı konuyu kuvvetlendirecek faktör ise, birinci yüzyılda yaşayan yahudilerin bu deyimi kullanmalarıdır fakat tanım Hıristiyanlığın kabul ettiği tarzda yani Tanrı´nın kendisi olma anlamının çok uzağındadır. İşte yazmalarda açıkça görülen bir yön budur; Yani Teslis (Baba-Oğul-Ruh) doğru değildir, İsa´nın tanrılığı öne sürülemez."
Öğretmenler arası savaş;
Yeni açıklanan yazmaların birisi olan Pesher Teksti, ilginçtir; sözcüğün İbranice kök anlamı "p-sh-r=açıklama" dır. Yazma, "konunun açıklanması" pasajı ile başlar ve kendi kendisini yorumlar. Temelde, Tanrı´nın her zaman varolduğu, olayların geçmiş, an ve gelecek olarak sınıflandırılamayacağı anlatılır. Zaman kitabının tümü Tanrı´ya açıktır; yani peygamberliğin özünde bulunan öngörü tanrısaldır çünkü Tanrı geleceği görmektedir veya bilmektedir. Yazmanın bir diğer yerinde, gelecek olan veya Yahudiler´e gönderilecek "Doğruluk Öğretmeni" nden söz edilmektedir. Bu öğretmen, "Yalanlar Öğretmeni"nin ve "Kötü Rahib"in zıddıdır. Ve sadece Pesher yazmasında değil, daha bir kaç yazmada da gelecek olan iki Mesih´den söz edilmektedir. Tanımlama şöyledir; 1- Rahip sistemine göre Mesih 2-Dünyevi sisteme göre Mesih. Katı bir dindarlık çizgisinde yaşayan yahudiler için iki mesihin müjdelenmesi inandırıcı olmalıdır ya da olmuştur ve kendilerini toplumun doğal akışından soyutlayarak beklemeye başlamışlardır,
"Günlerin Sonu geldiğinde..."
Ölü Deniz Yazmaları´nı incelerken Einsman ve Micheal Wise kehanet edilen iki peygambere sık rasladıklarını ama sonraki yüzyıllarda yaşayan yahudi toplumu tarafından bu iki peygamberin tek bir Mesih kişiliğine dönüştürüldüğünü yazdılar. Uzmanlar Şam dökümanında tekil değil, çoğul olarak peygamberlerden söz edildiğini belirtiyorlar ve diğer bir olası açıklama olarak da rahipsel-göksel ve dünyasal peygamberliğin ayrı ayrı olması halinde dünyanın karışacağı ve ikiye bölüneceği korkusunun neden olduğunu ekliyorlardı. Lawrence H. Schiffman ise (Reclaiming the Dead Sea Scrolls, sayfa 321) adlı kitabında; "Geçerli bir görüş olarak, Qumran´daki tarikat yazmaları, iki peygamberin cemaatlerinin Günlerin Sonu geldiği zaman birleşmesi doğrultusundadır yani göksellikle, dünyasallığın..." Düşündürücü ve hatta umut verici bir yaklaşım bu; daha da uygunu sanki Tanrı´nın kesin isteği gibi... Aynı Yaratıcı´ya inanan insanların içinde bulunduğumuz günlerde farklı bir Tanrı anlayışına ulaşmış olmaları yani bölünmeleri yukardaki yaklaşımın ciddi kanıtı olarak kabul edilmelidir. Peki bu iki peygamber kimdirler?
Birisi göksel, ötekisi dünyevi mi?
Birisi Hz. İsa, ötekisi Hz. Muhammed olmalıdır; İsa, bilindiği gibi bir rahip sistemini oluşturmuş sayılabilir; İncil´de Havari Peter´e kilisesini onun üzerine kuracağını söylemesi ve dini anlatan seçilmiş havari sınıfını kurması, geleceğin kilise-din adamı sisteminin habercisidir, öte yandan İsa asla ordular yönetmemiş, siyasete girmemiş ve bir devlet kurmamıştır. Daha da ötesi, barışı vazederken, sınırsız özveriyi ve de yerini başkasına terk etmeyi öğütlemiştir (Matta İncili 22:21). Havarilerine kendisinin daha söyleyecek çok şeyi olduğunu ama buna vakti olmadığını, gelecek olan bir başkasının gerçeği tamamlayacağını söylüyordu (Yuhanna İncili 16:7-14). Buna karşın İslam Peygamberi görevine, uysallığı, sabrı ve pasifliği vazederek başladı, böylece sağlam ve sadık bir çekirdek oluşturdu, söylevinin en görkemli yönü öğretisini sürekli olarak Tanrı´nın adına inancını savunduğu ve Şeytan´a karşı dünyadaki yargıyı simgelediği şeklindeydi. Taraftarları defalarca savaşarak kendilerini savunurken, adaletsizliğe de karşı çıktılar. İslam İmparatorluğu bunun sonucunda, Çin´den, İspanya´ya uzanan bir çizgiye yayıldı, bu dev yayılımın içinde yer alıp Hz. Muhammed´i izlemeyenler dahi, onu iyi bildiler ve tanıdılar. Bu tanımanın içinde, göksel değil dünyasal bir güç, bir iktidar, bir imparatorluk, egemenlik ve fetih öğeleri yer alıyordu. Aşağıdaki alıntılarda Yaşar Nuri Öztürk´ün "Kuranı Kerim ve Türkçe Meali"den yararlanılmıştır.
"Fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah´ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. Eğer çarpışmaktan vazgeçerlerse artık zulme sapanlardan başkasına düşmanlık edilmez." (Kuranı Kerim-Bakara Suresi: 193)
"Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla beraber içlerinden bir zümre, bilip durdukları halde gerçeği hep gizler." (Kuranı Kerim-Bakara Suresi: 146)
Resmi olmayan Barnabas İncili
Bir diğer önemli yön daha var; Yahudilerin peygambelerinin zaman içersinde gittikçe daha bulanıklaşması, yüzyıllar çeşitli ulusların zulmünün altında kalmaları gibi iki önemli neden yüzünden iki peygamberlik kavramı tek bir peygamber beklentisine ve sahiplenmesine dönüşmüştür, bunu yaparken de diğer tüm peygamberleri dışlama hatasına düştüklerini de söylemek gerekir. Ve onların bunu bu kadar büyütmeleri ve beklentilerinin böylesine güvenilirliği sonucunda da, neredeyse tüm uluslar tarafından eza görmüşler, fethedilmişlerdir ve şimdi kendilerine kurdukları krallıkta ise Tanrı´nın Krallığı´nın koruyucusu gibidirler. Ama bu artık bir ölüm-kalım savaşıdır ve onların da artık bin yılların yenilgisini ve acısını faturalamak zorunda olduklarını düşünebiliriz. Vatikan´ın bir türlü kabullenemediği Barnabas İncili´ni okuduğumuz zaman, yahudilerin İsa´ya Mesih olup olmadığını sorduklarını görürüz. Peygamber, Mesih olmadığını söyler ve onların bekledikleri de budur ve o zaman İsa´yı sahtekarlıkla suçlarlar. Oysa İsa, doğruyu söylemektedir çünkü o, yazmalarda iki peygamberden birisidir yani ikisinin toplamı olan tek bir Mesih değildir. *Yeryüzüne barış getirdiğimi sanmayın! Ben barış değil, kılıç getirmeye geldim. Çünkü ben oğulla babasının, kızla annesinin, gelinle kaynanasının arasına ayrılık sokmaya geldim." (Matta İncili 10:34-35) Çünkü İsa zoruyu anlamıştır, onlar onun kimliğini sormuyorlardı, bilmek istedikleri İsa´nın en son gelecek olan kişi olup olmadığıydı. Yahudiler yüzyıllardır bekledikleri büyük güce sahip liderin İsa olduğunu önce sanmışlar ama sonra vazgeçmişlerdi. Çünkü gelen sandıkları gibi değildi, karşılarında Süleyman, İbrahim, Davud veya Yusuf gibi güçlü ve fatih bir kral yoktu, onların öcünü Romalılar´dan ve ötekilerden alacak biri değildi bu... Bu nedenle onun Mesih olmadığına karar verdiler fakat o Mesih´ti, Yahudilerin bekledikleri birleşmiş tek Mesih değil, önceden gelen ilk Mesih´ti, ikincisinin geleceğini ise öngörmüştü. Lawrence Schiffman Pesher Yazmasına dikkat çekiyor Doğruluk Öğretmeni ile zıddı olan Yalanlar Öğretmeni ile Kötü Rahip arasındaki savaş tanımlamasının çok önemli olduğunu söylüyor. Buradaki yalan kavramı, toplum olarak resimlenebilir, Doğruluk Öğretmeni ile yapılan savaş göründüğü kadarıyla temelde dinsel yorumlarla, dünyasal yasalar arasındaki savaştır. Kötü Rahip ise, kurallarını gerçeğe karşı koymakta ama aslında gerçeğin yolunu kapatmaktadır. Bunlar Schiffman´ın yorumlarıdır...
Bir dramın kahramanları aslında kimdiler?
Ve Pesher Yazması´nda öngörü devam eder; metinde benzer ve dramatik bir kişilik vardır, Doğruluk Öğretmeni bir rahiptir ama Yalanlar Öğretmeni de bir rahiptir ve toplumu baştan çıkarmaktadır. Kötü Rahip ise, Doğruluk Öğretmeni´ne eziyet edip, öldürme amacındadır. Bütün bunları İsa´nın gelişinden sonraki öyküde bulabiliriz; onun hain denen Havari Yahuda´yı havari seçmesi ama Yahuda´nın gerçekten sapması, yahudilerin İsa´ya zulmetmesine ve kitlelerin aldatılarak İsa´yı terketmesine neden olmuştur; buna neden İsa´nın seçimidir ama seçim Tanrı´nın mesajı doğrultusundadır ve gerçeğin ta kendisidir. Ve sonuçtu Yahuda´nın İsa´nın ölümüne neden olduğu görülür. Doğruluk Öğretmeni İsa ise, rahib Mesih´de odur, Kötü Rahip ise Yahuda´dır ve Yalanlar Öğretmeni veya öğretmenleri İsa´yı mahkum eden Farisiler yani Yahudi Rahipler´dirler ve İncil´de onlara sık sık değinilir.
Tanrı İsa´yı terketmedi... "Kuranı Kerim."
Eğer Barnabas İncili´ni dikkatle okursak (diğer resmi İnciller´de de vardır), Yahuda´nın Romalı askerlere İsa´yı tarif ettiğini ve yakalanmasını istediğini görürüz. Ama Barnabas İncili´ne göre Tanrı o anda gelir ve İsa´yı kurtarır, Yahuda Romalılar´a İsa olarak görünür ve yakalanır, Yahuda İsa olmadığını haykırır, bağırır ama dinletemez, hatta öteki havariler dahi onu İsa zannederler. Ve Yahuda bilinen sona gider. Mahkemede bile "Sen İsa´mısın?" sorusuna, "Nasıl olsa inanmayacaksınız, neden daha fazla mücadele edeyim?" diye cevap verir. Haça gerildikten sonra, mezarından kaybolur (Belki de sakat kalmış veya ölmemişti). Barnabas İncil´inde, İsa´nın havarilerinin yanına dönerek, Tanrı´nın kendisini Yahudiler´in ve Romalılar´ın elinden nasıl kurtardığını ve Yahuda´nın hainliğini anlatır. Ve Kuranı Kerim´de olayı 1400 yıl evvelinde böyle anlatmaktadır, Tanrı İsa´yı terk etmemiş ve onu düşmanlarına görünür yapmıştır;
"İsa onlardan inkarı sezince şöyle konuştu; ´Allah´a gidişte benim yardımcılarım kim?´ Havariler dediler ki; ´Biz Allah´ın yardımcılarıyız. Allah´a iman ettik biz. Tanık ol, biz müslümanlarız. Ey Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik, resule uyduk; artık bizi gerçeğin tanıklarıyla beraber yaz.´ Onlar tuzak kurdular, Allah´da tuzak kurdu. Ve Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır." (Ali İmran Suresi 52-54)
"Biz Allah´ın resülü Meryem oğlu İsa Mesih´i öldürdük demeleri yüzünden. Oysaki onu öldürmediler, onu asmadılar da; sadece o onlara benzer gösterildi. Onun hakkında tartışmaya girenler, onunla ilgili olarak tam bir kuşku içindedirler. Onların ona ilişkin bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uymaktadırlar. Onu kesinlikle öldürmediler." (Nisa Suresi 157)
"Yanlarındakini doğrulamak üzere kendilerine Allah katından bir kitap geldiğinde, daha önce inkar edenlere karşı zafer isteyip durdukları halde, tanıyıp bildikleri kendilerine gelince, onu inkar ettiler. Küfre sapanların üstüne olsun Allah´ın laneti..." (Bakara Suresi 89)
Ve büyük güne doğru;
Ölü Deniz Yazmaları´nın birçok yerinde şaşırtıcı ve aydınlatıcı öngörüler vardır asıl ilginç olanı ise İslam´la ve Kuran öğretileriyle paralellikleri açıkça ortadadır. Tarihi olaylar dizisi bunu desteklemektedir, dinsel yasaların gereği olarak gerçeğin araştırmacıları Havari Paul ve taraftarları tarafından da yardım görür gibidirler. Aslında bu dini basitleştirmek içindir, Paul İsa´nın vizyonunu görmüş ve emri bizzat ondan almıştır. Şöyle söyler; "Ne var ki, yılanın Havva´yı kurnazlığı ile aldatmış olması gibi, düşüncelerinizin Mesih´e olan içten ve pak aldanmışlıktan saptırılmasından korkuyorum." (İncil-II. Korentliler´e 11:3) Kuran´la ve Peygamber Muhammed´in misyonuyla, Ölü Deniz Yazmaları arasında uyum iddiası, çok daha büyük ve ayrıntılı bir analizi ve çalışmayı gerektirmektedir. Bu çalışma yapılacaktır. Sonucu belki de yukarda Einsman´ın dediği gibi bizler göremeyeceğiz ama bugün apayrı duran sadece iki dinin değil, tüm dinlerin Yaratıcı´nın huzurunda olması gerektikleri gibi olacağı gün uzak değildir.